Metne geç
Yanlış Numara

2. bölüm / 20 · 4 dk okuma

2. Fırın

Eylül Deniz

2Fırın

Arda bu soruyu öğleden sonra üçte, uyandığında gördü.

Kime yazdın? Yatağın kenarında oturdu, telefonu dizine koydu. Odanın perdesi kalındı, annesi gece çalışan oğlu için dikmişti; dışarıda gün olsa da içerisi hep bir çeşit akşamüstüydü. Mutfaktan tencere sesi geliyordu. Annesi radyoyu açmıştı, bir kadın Bursa’da yarın hava parçalı bulutlu diyordu.

Cevap yazmadı. Ne yazacaktı? Babama mı?

Notlara girdi. Taslak oradaydı, dün geceki gibi, altı paragraf. İlk kelimesi Baba, idi. Virgülü koyduktan sonra on dakika ekrana bakmış, sonra bütün altı paragrafı bir solukta yazmıştı. Bir kere okumuştu. İkincisinde gönder tuşuna kadar gelmiş, parmağı orada durmuştu.

Sonra o yabancı kızın mesajı gelmişti. Yirmi üç paragraf. Ekranı tezgahın üstünde, unlu ellerinin yanında kendi kendine kayarken okumuştu. Biri ona, hiç tanımadığı biri, bütün gecesini önüne bırakmıştı.

Arda taslaktan çıktı. Telefonu yastığın altına koydu, kalktı yüzünü yıkadı.

* * *

Kapının üstündeki tabelada Kılıç Fırını – 1987 yazıyordu. İlk harf geceleri yanmıyordu, üç yıldır. Yusuf buna ılıç Fırını diyordu ve her seferinde kendi esprisine gülüyordu.

Saat üçü yirmi geçiyordu. Sokak boştu, Hanlar Bölgesi’nin taşları ıslaktı, yukarıda Ulu Cami’nin kubbeleri karanlığın içinde iri bir hayvan sırtı gibi duruyordu. Arda kepengi kaldırdı, içeri girdi, taş fırının kapağını açıp ateşe baktı. Kor iyiydi.

Yusuf üç buçuğa doğru geldi, kapıdan girerken esniyordu.

“Günaydın usta.”

“Usta babam.”

“Baban yokken usta sensin.” Yusuf önlüğünü bağladı. “Baban gelince yine çırak olursun, merak etme.”

Yusuf otuz yaşındaydı, altı yıldır bu fırındaydı, Arda’dan daha iyi simit açardı ve bunu her fırsatta hatırlatırdı. Evliydi, iki kızı vardı, ikisinin de fotoğrafı un çuvalının üstündeki rafta, bir çay bardağına yaslı duruyordu.

Hamuru açtılar. Arda bezeleri keserken Yusuf pekmezli suyu hazırladı. On dakika kimse konuşmadı. Fırının içinde odun çıtırdıyordu.

Saat 03.41’de tezgahın üstündeki telefon titreşti.

02.14 Uyuyamadım.

02.14 Sen uyanıksın değil mi? Hamur saati.

Arda ellerine baktı. Unluydu. İşaret parmağının ucunu önlüğüne sildi, ekrana sadece o parmağıyla dokundu.

Onu ne diye kaydettiğini kendisi de bilmiyordu. Sabah, mesajını sildikten sonra numarayı kaydetmesi gerekmiyordu. Ama kaydetmişti. İsim yerine saati yazmıştı.

Arda Uyanığım. Hamur da uyanık.

02.14 Hamur uyanık mı olur?

Arda Mayalıysa olur. Gece kabarır, sabahı bekler. Bizim gibi.

02.14 Biz derken?

Arda Gece uyuyamayanlar.

“Kiminle yazışıyorsun bu saatte?” dedi Yusuf. Simit halkalarını susama batırıyordu, bakmadan.

“Kimseyle.”

“Kimse sana dört kere mesaj atmış. Ben saydım, telefon dört kere titredi.”

“Yanlış numara.”

Yusuf durdu. Elindeki simit havada, susamı damlayarak.

“Yanlış numarayla dört mesaj?”

“Beş oldu şimdi.”

Yusuf simidi tepsiye koydu, başını salladı. “Ben evlenmeden önce yanlış numaradan bir kızla üç ay yazıştım. Sonunda buluştuk.”

“E?”

“Kızın adı Mehmet çıktı.”

Arda gülmemek için başını fırının ağzına çevirdi.

02.14 Sabah çok saçma bir şey sordum, kusura bakma. Kime yazdığın beni ilgilendirmez.

Arda Saçma değildi. Ben senin her şeyini okudum, sen benim bir şeyimi sordun. Haklısın.

Arda Ama cevabını bilmiyorum. Yani biliyorum ama yazmaya hazır değilim.

02.14 Tamam. Ben de o mesajı yazmaya iki yıl hazır değildim zaten. Sonra bir gecede yazdım.

Arda Ve yanlış kişiye gönderdin.

02.14 Teşekkürler, unutmuştum.

Arda Bence doğru kişiye gitti. Kaan okusaydı sence ne derdi?

Bir süre cevap gelmedi. Arda ilk tepsiyi fırına sürdü. Küreği çektiğinde telefon yine titreşti.

02.14 “Bunu sonra okurum.”

02.14 Derdi. Sonra okumazdı.

Arda Ben okudum ama.

02.14 Biliyorum. Sabahtan beri onu düşünüyorum.

* * *

Dört buçukta ilk müşteri geldi, her sabahki emekli öğretmen Nuri Bey, iki simit aldı, birini oracıkta yedi. Arda simitleri kâğıt poşete koydu. Poşetin üstünde boş bir beyazlık vardı; tükenmez kalemi kulağının arkasından alıp o beyazlığa üç çizgiyle Ulu Cami’nin bir kubbesini çizdi. Çok küçük, çok hızlı.

Nuri Bey poşete baktı. “Bugün tek kubbe mi?”

“Erken daha hocam. Akşama doğru yirmi kubbe olur.”

Yusuf arkadan seslendi: “Müşteri simit alıyor, bu adam Ulu Cami çiziyor. Babası görse…”

Cümleyi bitirmedi. Bitirmesine gerek yoktu.

Telefon titreşti.

02.14 Sorabilir miyim, ne iş yapıyorsun? Fırıncı mısın gerçekten?

02.14 Ev arkadaşım ya fırıncı ya seri katil dedi. Seri katillerin hamur yoğurmayacağını savundum ama emin değilim.

Arda güldü. Sesli. Yusuf dönüp baktı.

Arda Seri katil değilim. Hamuru kimseye zarar vermeden yoğuruyorum.

02.14 Rahatladım. Sen ne yapıyorsun peki? Ben iç mimarlık okuyorum. Üçüncü sınıf. Bugün derste beş saat beton dinledim.

Arda’nın parmağı ekranın üstünde durdu.

İç mimarlık.

Kendi bilgisayarının masaüstünde, iki yıldır açılmayan bir klasör vardı: Proje 2 – Final. Bir kütüphane projesi. Hocasının kırmızı kalemle köşesine Çok iyi, devam yazdığı bir pafta. Teslim tarihinden üç gün önce babası fırının kapısında, elinde kürekle yere yığılmıştı. O projeyi kimse teslim etmemişti.

Yazdığı şey parmaklarından düşünmeden önce çıktı.

Arda Ben mimarlık okuyorum. Son sınıf.

Arda Fırın amcamın. Geceleri yardım ediyorum.

Gönder.

Amcası yoktu. Babasının tek kardeşi, Arda doğmadan önce Almanya’ya gitmiş, bir daha da aramamıştı.

02.14 Yok artık! Meslektaş sayılırız o zaman. Siz binayı yapıyorsunuz, biz içine perde asıyoruz. Öyle diyorlar bize.

02.14 Son sınıf ve gece fırın… Ne zaman uyuyorsun?

Arda Uyumuyorum. Kabarıyorum.

Arka tarafta Yusuf, simit tepsisini bırakıp telefonun ekranına yandan bakmıştı. Bir şey demedi. Sadece kaşlarını kaldırdı, bir süre öyle tuttu, sonra indirdi.

“Ne?” dedi Arda.

“Hiç,” dedi Yusuf. “Amcanı seviyorum. Çok iyi adam. Hiç görmedim ama.”

Arda telefonu önlüğün cebine koydu, küreği aldı, fırının kapağını açtı. Sıcak yüzüne vurdu. Simitler kızarmıştı, tam zamanında.

Cebindeki telefon bir kez daha titreşti. Bakmadı. Notların içinde, altı paragrafın başında hâlâ o tek kelime duruyordu: Baba,

Ve şimdi, o gönderilmemiş mesajın yanında, gönderilmiş bir yalan vardı.

0 beğeni · 0 yorum Beğenmek için giriş yap

Hukuka aykırı içerik bildir

Devamını okumak için ücretsiz üye ol

Sonraki bölümler üyelere açık. Üyelik ücretsizdir ve kaldığın yeri her cihazda hatırlar.

Ücretsiz Üye Ol Giriş yap

Yorumlar (0)

Giriş yap ve yorum yaz.

Henüz yorum yok. İlk yorumu sen yaz.

© Eylül Deniz · Tüm hakları saklıdır · Telif ihlali bildir