BÖLÜM 2Sessiz Akşamın Düşünceleri
Elif görüşmeden çıkıp metroya bindiğinde saat akşamüstünü geçmişti.
Kalabalığın arasında kendine küçük bir köşe buldu; çantasını sıkıca tutuyor, ayaklarını ritmik olarak yere vuruyordu. Görüşme fena geçmemişti, ama içindeki ses "Olmazsa ne yaparım?" diye fısıldamaya devam ediyordu. Kütüphaneden aldığı Sait Faik kitabı çantasının içinde, sanki sessiz bir yol arkadaşı gibiydi. Evine vardığında dışarıdaki yağmur dinmiş, sokak lambaları su birikintilerini altın gibi parlatıyordu. Merdivenleri ağır ağır çıktı, kapıyı açtı. Evin içindeki sessizlik ona hem huzur verdi hem de biraz ürküttü. Annesinin sesini duymak istedi, ama Bursa'daki evle buradaki ev arasında koca bir mesafe vardı. Telefonunu şarja taktı, açılmasını beklerken pencereden dışarı baktı. Sokağın ucunda bir çocuk bisikletiyle su birikintisine dalıyor, çamurları etrafa sıçratıyordu. "Ne güzel umursamıyor," diye düşündü Elif.
Telefon açıldığında birkaç bildirim düştü: bir arkadaşının "hadi buluşalım" mesajı, babasından cevapsız arama. Elif babasını aramak istedi ama konuşmaya gücü yoktu. Bunun yerine çantasından kitabı çıkardı, sayfalarını açtı. İlk sayfada bir el yazısı: "Acele etmedi." İçinde bir şey kıpırdadı; bu notun ona denk gelmesi, günün küçük mucizelerinden biriydi.
O sırada, aynı şehirde başka bir evde Mert annesiyle akşam yemeği yiyordu. Masada çorba, biraz pilav ve yoğurt vardı. Annesi "Bugün yine öğrencilerinle uğraştın mı?" diye sorunca Mert tebessüm etti. "Uğraştım," dedi, "ama güzellerdi, beni güldürdüler." Annesi onun hayatında sessizce duran tek dayanak noktasıydı. Mert bazen ona yük olduğunu düşünüyordu, ama annesi bunu hiç belli etmezdi.
Yemekten sonra odasına geçti. Masasının üzerinde sınav kâğıtları yığılmıştı ama o elini onlara uzatmadı. Ceketinin cebinden kitabı çıkardı. Tesadüfen aynı kitabı, aynı günün aynı saatlerinde Elif de okuyordu. Sayfaları çevirirken kendini garip bir şekilde huzurlu hissetti. "Belki bu şehir, bazen insanları doğru zamanda yan yana getiriyordur," diye düşündü.
Gece ilerledikçe, iki farklı evde iki insan aynı satırların içinde kendilerine küçük bir sığınak buldu. Ne Elif, ne de Mert o anda birbirini düşünmekten öteye geçmiyordu; ama kitap, ikisinin de zihninde ortak bir ışık yakmıştı. Sabaha doğru Elif defterine küçük bir not düştü:
"Denemek, bazen başlı başına bir zaferdir."
Mert ise kitabın boş kenarına şu satırı yazdı:
"Her şey hızla geçiyor, ama bazı bakışlar kalıyor."
Ve ikisi de bilmeden, yarının yeni bir karşılaşmayı getirebileceğine inanmaya başladılar.
Yorumlar (0)
Giriş yap ve yorum yaz.
Henüz yorum yok. İlk yorumu sen yaz.